Örnek Alınası Bir İsyan: “Unorthodox”

 

Amit Rahav ve Shira Haas
Solda Yanky (Amit Rahav) sağda (Shira Haas)

Merhabalar sevgili okur nasılsınız, keyifler nasıl? Ben yoğun bir zamandayım, sizde her şey yolundadır umarım. Bugün, geçen yıl yayınlanması ile Netflix’in en çok ses getiren yapımları arasında yerini alan 4 bölümlük mini dizi, “Unorthodox”u masaya yatıracağız. Eminim birçoğunuz dizinin methini etrafından öyle ya da böyle duymuş yahut diziyi çoktan izlemiştir. Zira bir ara kolektif halde “moruk Unorthodox’ diye bir dizi var çok iyi yaa, kesin izle” denilerek Arda Türkmen’in Supradyn reklamı kadar sık biçimde öneriliyordu. Peki, beyaz yakalı afyonu Netflix’te yayınlanan ve 78. Altın Küre Ödülleri’nde “en iyi mini dizi/antoloji/film” ve Shira Haas bakımından “bir mini dizi/antoloji/filmde en iyi oyuncu” kategorilerinde adaylık getiren Unorthodox” dizisi tüm bu övgüleri hak ediyor mu? Haydi bu konuda hasbihal edelim. Yazı sonunda da muhallebi yeriz.

Dizi, Deborah Feldman’ın “Unorthodox: The Scandalous Rejection of My Hasidic Roots” adlı otobiyografik romanının uyarlaması olarak karşımıza çıkıyor. Ana karakterleri biraz takdim edecek olursam, kara bahtlı kör talihli, sivri ve cesur Esty (Shira Haas), istemediği bir yaşama maruz bırakılmasına başkaldıran bir profil çizmekteyken Esty’nin vasıfsız ama kısmi iyi kalpli kocası tamamen topluluğun kurallarına boyun eğmiş birey Yanky (Amit Rahav) olarak karşımıza çıkıyor. Ve son olarak cemaatin yaşamına uygun biçimde yaşayarak cemaatte güvenilen bir görüntü çizen ama aslında gizlice modern bir hayat da süren cingöz, Esty kadar yürekli bir tavır sergileyemeyen emmoğlu Moishe (Jeff Wilbush) karşımıza çıkıyor. Dizi, Hasidik Yahudi Esty’nin bulunduğu cemaatten adeta kozasını yırtan kelebek gibi çıkışını konu alıyor ve bir yandan da az önce kabaca bahsettiğim gibi 3 farklı karakterin sıkı kurallara tabi cemaatin işleyişine takındıkları 3 farklı tavrı görüyoruz. Uyum sağlayan Yanky, asi Esty ve çözümü riyada bulan Moishe. Pek tabii diziyi izlerken bizde bırakılan intiba, kullandığım benzetmedeki gibi kibar ve sevimli değil. Aksine kızgınlık, gerçekten yaşanmış ve yaşanmaya devam eden bir çaresizliğe tanıklık etmenin verdiği öfke gibi duygular, Bakırköy’deki UNICEF gönüllüsü gibi dizi boyunca peşimizi bırakmıyor. Esty ise yeni dünyasına adım atmak için eski düzenini, kozasını parçalayıp devrimci bir tavır sergiliyor ve kaçıyor. (Go girl!)

Yukarıda tırtıl mırtıl bir şeyler anlattım ama söylemek gerekir ki tırtılla Esty’nin ortak olmayan çok önemli bir noktası var ve hayır, bu nokta tırtılın hayvan formunda olması değil. Bu nokta, tırtıl kozasını kendisi inşa etmişken, Esty’nin daha doğduğunda Hasidik cemaatinde bulunan tüm bireyler gibi hayatının, hayattaki rolünün, yaptıklarının, yapacaklarının ve dahi yapabileceklerinin başkaları tarafından belirlenmiş olması. “Bir insanın hayatının komple başkaları tarafından, daha doğmadan belirlenmesi de ne demek, bir de bayıl istersen Yağmur” dediğinizi duyar gibiyim. Ama biraz sonra size Hasidikler hakkında verdiğim bilgiler doğrultusunda az bile söylediğimi fark edeceksiniz. Ama yorumlarımdan önce, önemli olduğunu düşündüğüm bir öneride bulunacağım: Ben diziyi izleyip “yok artık, bu kadar da kötü olmaz, mübalağa olmalı” dedim ve bu cemaat hakkında daha fazla şey öğrenmek istedim. Bunun üzerine yine Netflix’te yayınlanan “One of Us” isimli Hasidik cemaatten sıyrılmış yahut hâlihazırda kendisini sıyırmaya çalışan 3 eski üyenin hayatını konu alan bir belgesel izledim. Bu yapım, belgesel niteliğinde olduğu için tabiatıyla Unorthodox”tan daha derinlemesine bilgi içeriyor. Bu nedenle “One of Us” adlı belgeseli izlerseniz, tatlı tariflerinde çikolata yahut kakaonun tadını ortaya çıkarmak için konulan bir tutam tuzun işlevini görecektir. Belgeselin yardımıyla “Unorthodox”ta Esty’nin yaşadığı çevreyi ve üzerinde bulunan baskının boyutunu daha iyi kavrayacak, diziyi daha içselleştirebilecek ve dolayısıyla aldığınız tat güzelleşecektir. Tavsiyem ise dizinin yaratmak istediği çarpıcı havayı söndürmemesi adına önce diziyi, ardından ise belgeseli izlemenizdir.

Jeff Wilbush
Solda Moishe (Jeff Wilbush)

Evet dostlarım, yazının bu noktasından sonrası hem Unorthodox” hem de One of Us açısından eser miktarda SPOILER içermektedir. Unorthodox”un ana kahramanı Esty, evliliğinin ilk ayında hamile kalamadığı için üzerinde baskının artması ile kaçmaya karar veriyor. Aslında Esty’nin hamilelik baskısı sonrasında kaçması bardağın taşan son damlası, birçok kaçıştaki gibi. Bu nedenle, Esty’i kaçmaya iten Hasidik cemaati hakkında konuşalım istiyorum. Esty’nin de mensubu olduğu Hasidiklerde kişisel özgürlük, bağımsızlık, seçim yapma özgürlüğü, kişinin kendi kaderini tayini, farklı fikirler veya farklı hayat tarzına yönelmek, özgün olmak gibi kavramlar literatüre hiç kazandırılmamış gibi davranılıyor. (Hu huuu kaçıncı yüzyıldayız?!) Hahamların tam hâkimiyeti altında bulunan Hasidiklerin, diğer muhafazakâr topluluklarda da gördüğümüz gibi, esas hâkimiyeti kadınlar üzerinde kurmaya çalıştıklarını görüyoruz. Hasidik kadınların uyması gereken şarkı söylememek, evlenmeden evvel uzatabildikleri saçları evlendikten sonra kesmek ve peruk kullanmak, ten rengine yakın çorap giyememek gibi aşırı katı kuralların mevcut olduğunu görüyoruz. Bildiğiniz üzere eril tahakkümün hüküm sürdüğü topluluklarda görülen temel özelliklerden biri, düzenin bizatihi taşıyıcı kolonları arasında kadınların yer almasıdır. Yani kadınlar bu düzenin hem mağduru hem maşasıdır, erkekler belli alanları domine ederken gündelik domine edilme ve sindirilme çalışmalarını topluluğun kadınlarına bırakır. Burada bahsetmemiz gereken şeylerden biri, insan doğasının güçlü olan kesime boyun eğme, topluluğa uyma davranışı göstermeye müsait oluşudur belki. Şöyle ki, düzene boyun eğen kadınlar, erk sahibinin kurallarına uygun davrandıklarında eşitleri arasında bir diğerinden fazla saygı görüyor yani bu tutum, başka bir kadının üstünde konumlanabilecekleri bir yer edinmelerine yarıyor. Böylelikle güç hiyerarşisinde erkeklerle değil, kadınlarla yarışıyorlar ve kendileri iktidardan bir miktar pay almış sayıyorlar. Esty’nin yetim olması, hamile kalamaması, “farklı” düşüncelere sahip olması gibi durumlar, cemaatteki erkeklerin fazlaca ilgilendiği bir şey değilken, bu konuda yönetimi bıraktıkları bilge kadın profilleri olan kayınvalide, özel kadın cinsel terapist (terapist derken modern anlamda bir şey beklemeyin, cemaat mensubu bir ablamız), hısım akraba gibi kadın bireyler tarafından sindirilmeye çalışılıyor. Yani yumruk aynı yumruk dostlarım, bir tek vuran farklı. Değişik fikirlerin yahut yaşam tarzının sorgulamaya dolayısıyla çözülmeye neden olabileceği bilindiğinden baskı ile tek tipliğin devam ettirilmesi sağlanıyor.

Sistem devamlılığını sağlamanın ve kadını tutsak etmenin yolu olarak ise binlerce yıldır kullanılan klasik bir yöntem benimsenmiş: kadınların doğurganlık süreleri boyunca çocuk doğurmasının salık verilmesi, hatta doğurmamanın topluluğun baskısına neden olması… Hatta kadınlar için bu durumun bir çeşit bağlama, meşgul etme yöntemi olarak kullanılması tek bir sahne ile anlatılıyor: Esty’nin kaçmaya çalışırken önünde bebek pusetiyle kapıda duran iki kadının Esty’e nereye gittiğini sormaları ve hemen ardından “o bizim gibi tutsak değil, bebekle uğraşmıyor” minvalindeki minik diyalogları. Bu cümle gerçeği yüzümüze Yeşilçam filmi tokadı gibi şrraaak diye vuruyor. Bu yükümlülüğün ardındaki toplumsal travmanın izi ise “kaybettiğimiz 6 milyon için doğuruyoruz” cümlesi ile ortaya konuyor. Yahudi katliamına yapılan bu atıf, bize şunu gösteriyor: Travmatize olmuş bir toplum, o acı tecrübeyi uzun yıllar boyunca içinde barındırıyor (toplumsal hafıza demek mümkün) ve hatta tekrar aynı gazaba uğramamak adına birtakım sıkı şartlar ile kendisini koruma altına almaya çalışıyor. (Birbirlerini asla kolluk kuvvetlerine şikâyet etmemeleri vs.) Ee almak isteyene ders çok dostlarım.

Shira Haas
Esty (Shira Haas)

Hasidiklerin sıkıntılı tek düşüncelerinin bu olduğunu düşünüyorsanız, sakince o düşüncenizi yere bırakın, çünkü yeni başlıyoruz. Hasidik cemaati üyeleri sıkı ilişkilerle çevrili, kapalı ve izole bir hayat sürüyorlar. Kapalı ve izole kavramınızı size sorgulatacak bu düzen, cemaat mensuplarını gerçek anlamda başka şekilde yaşayamayacak biçimde yetiştirmek için kurulmuş. Cemaatin kendi eğitimini veren okulları, sağlık hizmeti sunan birimleri var ve dolayısıyla seküler hayatla bağlantı kurmalarına dolaylı yoldan izin verilmiyor. Hasidik hastanelerine gidilip Hasidik okullarında cemaatçe uygun görülen dersler ile eğitim alınıyor, normal zaman diliminde cemaat üyeleri ile ahbaplık ediliyor. Cemaatten biri hasta olursa hemen başka Hasidikler yardıma geliyor, evine bakıyor, yemek yapıyor, çocukları ile ilgileniyor. Özel alan gibi kavramlar hiç ortaya çıkmamışçasına, hep birlikte komün halinde yaşıyorlar. Birinin avukat, doktor vb. ihtiyacı olursa hep beraber para toplayıp en iyilerine gidiliyor, Hasidik cemaati mensubu kimseyi, hiçbir koşulda yalnız bırakmıyorlar. Ayrıca birbirlerine çok yardımcı oldukları için insanlar çıktıklarında çok yalnız hissediyorlar, çünkü adeta konfor alanlarını terk etmiş oluyorlar.

Bu girişik ve komün halinde süren kapalı yaşamın günlük hayata tezahürü, yalnızca herkesin tek tip giyinip özerk okullar ve sağlık birimlerinden hizmet alması değil. Bu cemaatin üyelerine akıllı telefon, internet yasak. Yanlış duymadınız dostlarım. Azıcık bile serbest değil. Bu insanlar ve çocuklar, Google nedir, bilmeden büyüyorlar. Dünyadaki farklı insanlar ve düşünceler onlar için yok. Öğretilenler dışında bildikleri yok. Götürülmeleri caiz olan yerler dışında gezebilecekleri yerler yok. Bu nedenle eğitimin kapalı olmasına ihtiyaçları var, çünkü Hasidik cemaatinin üyeleri, buranın dışında bir hayat olduğundan haberdar olmamalılar. Sizin için sıradan bir aktivite olan arkadaşlarınızla hamburger yemek, cemaatten ayrılmayan bir Hasidik için mümkün değil. Şu an benim yazdığım bu yazıyı okuması mümkün değil, üstteki çubuğa bir şey yazabileceğinden ve bunun ne işe yarayacağından haberdar olması mümkün değil. Çok daha ilginci, bunu New York gibi büyük şehirlerde sürdürebiliyor olmaları. Çok enteresan… Bununla ilgili “One of Us” isimli belgeselde güzel bir detay veriliyor: Hasidik cemaatten çıkan bireylerin büyük çoğunluğu ya intihar ediyorlar ya da alkol veya uyuşturucu sebebiyle rehabilite ediliyorlarmış. Veya alışamayıp geri dönüyor yahut alışma aşamasında büyük sorunlar çekip meslek edinmek gibi işlerde bile sorun yaşıyorlarmış. Şaşırtıcı değil sanki, ne dersiniz?

Evet dostlarım, sizinle uzun uzadıya hem “One of Us”tan hem “Unorthodox”tan izlediklerimi birleştirip paylaştığım bir yazı oldu. Çok fazla spoiler içermekte olduğunu kabul etmekteyim ama Hasidik bakış açısını paylaşmadan duramadım. Dizi ile ilgili en sevdiğim şeylerden bahsedecek olursam, oyuncuların gerçekten iyi oynamaları, özellikle Shira Haas’ın minik, çıtı pıtı ama güçlü ve asi olan bu kadının öfkesini, başkaldırışını, karşı çıkışını, zorlandığı zamanları, yaşadığı psikolojik ve cinsel şiddeti, cesaretini, hüznünü, zaman zaman uyuz oluşunu yansıtmasını çok sevdim. Yukarıda bahsettiğim pusetli bebek, kadınların Talmud okuması ile ilgili konuştukları sahnede karşımıza bir kez daha çıkan ataerkinin devamı için kutsal kitabı okumanın yasaklanması dahil olmak üzere tüm imkânların kullanılması gibi bir iki vurucu cümle yahut mizansenler ile dizinin dert anlatma biçimini sevdim. Başka bir dünya olduğunu Esty ve Yanky’e (özellikle Esty’i aramak için peşinden geldiği zaman internetle tanışması, hayat kadını ile yaptığı konuşma vs.) göstermesini sevdim. Sevmediğim bir iki şey ise erkeklere dokunmaktan çekinen, domuz eti yiyince zehirleneceğini sanan bir kadının aniden tek gecelik ilişkilere düşecek kadar radikal bir şekilde değişmesi… İlişkilerin yanlış olduğunu söylemek hadsizliği değil bu, yalnızca yıllarca bir sürü dogma ile büyümüş birinin, böyle kısa zamanda çok büyük değişim göstermesinin mümkün olmadığını düşünmekteyim. Bununla beraber, dizi hepi topu 4 bölüm olduğu için o kısmı da bir miktar anlayışla karşılamaktayım. Bir yerlerde hiç tahayyül edemeyeceğimiz gelenekler, yaşamlar mevcut. Ne garip!

 

Spoiler Bitti*

Ben spoiler almadan öneri almaya geldim diyen dostlarıma özellikle hitap eden bu bölümde minik bir değerlendirme yapacaksam; akıcı, merak uyandırıcı, kültürünüzü besleyecek, iyi oyunculuklara sahip ancak bir parça atlamalar mevcut bu dizi benim için 8/10.

Sözün özü, başka bir dünya herkes için mümkün dostlarım.

Bir de Unorthodox, “Ortodoks mezhebinden olmayan” değil.

Rica ederim.

Yazı: Yağmur Sevindik

 

Fotoğraf Kaynakları: 1, 2, 3