“Fleabag” Denemesi

Gözü yazıya kayan herkese merhabalar!

Daha önce Instagram’daki anketlerimizde Fleabaghakkında yazı yazılması istendiğini görmüştük. Ben de kollarımı sıvadım ve normalde seyir işleriyle pek alakam olmasa da bu diziyi aşırı merak ettiğimden atlayıverdim.

Fleabag afişi
Fleabag afişi

Dediğim gibi, genelde dizilere bağlanma sorunu yaşadığım için pek izlemiyorum ama Fleabagi izlemem için günlerce ısrar eden ve beni hakkında meraklandıran kankilerim (301’e selamlar) sağ olsun, bugün bu satırları yazabiliyorum.

Israrlara değdi mi? Evet

Muhtemelen yaratılan karakter beni dizilerden soğutan tek yönlülükten uzak olduğu için ısındım diziye. Buna ek olarak, diyaloglar kısa ve son derece net, hikaye baymadan ama bir yandan da merak uyandırarak akan cinsten olunca 2 sezon çok kısa bir sürede bitiverdi gerçekten.

İzlemiş olabilirsiniz ya da izlemek üzere fikir topluyor olabilirsiniz. Bilemiyorum, o yüzden minnacık bir özet geçeyim: Yaşadığı kayıplar sonrasında kendini bulmaya çalışan ya da hayata tutunmaya çalışan bir kadın izleyeceksiniz.

Bu hikaye ya da ayakta kalma çabası bizlere tanıdık gelecek ama bir o kadar da tuhaf aslında.

İlk bölümden son bölüme kadar, en çok etkilendiğim sahneler elbette ki ölen arkadaşın anıldığı sahneler oldu ama çok ilginç bir olaya da ev sahipliği yaparak bir dinsiz ve Katolik Papaz aşkını kalbimizden hissetmemizi de sağlamıştır kendisi.

İncil’e merhaba
İncil’e merhaba

Fleabag’imiz dördüncü duvarı yıkarak sürekli bizlerle özel bir iletişim kuruyor. Bana kalırsa ana karakterin dördüncü duvarı yıkarak izleyiciyle iletişime geçmesi, karakterin daha net anlaşılmasıyla birlikte güçlü bir bağ kurulmasını sağlıyor bu dizide. Bu bağ aslında çok kritik çünkü karşımızdaki karakter görmeye alışkın olduğumuz tiplerden değil, içinden neler geçtiğini çok çok daha samimi bir şekilde anlatabildiğini düşünüyorum bu bağ sayesinde.

Diziyi bitirdikten sonra meraktan açıp bakılır ya hakkındaki ilginç şeylere… Bir de ne göreyim?! Ana karakteri canlandıran Phoebe Waller-Bridge hem yazan hem oynayan tarafmış. Kusuruma bakmayın, kaliteli izleyici kitlesi linçi yemekten de çok çekiniyorum ama benim için yeni insanlık için eski bir bilgi olabilir bu…

Nedense Phoebe Hanım bana Gülse Birsel’i andırmıştır bu tatlışlıkla. Belki de kendisini bu yüzden bu kadar sevmişimdir ve yakın hissetmişimdir.

Sonuçta benim gibi dizi özürlü bir insanı bile kendisine bağlamayı başarmıştır Fleabag. Keyifle ve hüzünle izleyeceğinizi düşünüyorum. Yayalım…

Yazı: Aslınur Doğan