“The Father” Film Eleştirisi

the father
Solda Olivia Colman ve sağda Anthony Hopkins

93. Akademi Ödülleri’ne 6 adaylıkla gidip En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Uyarlama Senaryo ödülleriyle törenden ayrılan müthiş bir film, “The Father” ile karşınızdayım. Fransız romancı ve oyun yazarı Florian Zeller, filmi kendi tiyatro oyunundan uyarlayıp yönetmen koltuğuna da kendisi oturmuş. Filmi izlerken tiyatro oyunundan uyarlama olduğunu kavrayabiliyoruz zaten, kısıtlı mekân ve az sayıda oyuncudan oluşan kadrosu da bunu destekliyor. En İyi Film Oscar’ı için her ne kadar “Nomadland”i destekliyor olsam da “The Father” da çok altta kalan bir film değildi.

Peki, nedir filmimizin konusu? Demans hastası olan Anthony, hayatındaki değişen koşullara yetişmeye çalışır ancak yetişemez ve artık gerçekliğinden şüphe duyacak durumdadır. Kızının tüm yardım çabalarına da karşı çıkar. Anthony Hopkins filmde kendiyle aynı adı taşıyan başkarakter Anthony’yi canlandırıyor, Olivia Colman ise Anthony’nin kızı olan Anne karakteriyle karşımıza çıkıyor.

Filmin başlangıcında burnumuza dram kokuları geliyor, zaten başlamadan önce de saf bir dram beklentisiyle başına geçiyoruz ancak yaşananlara dışarıdan bakmak yerine hastalıkla boğuşan Anthony’nin gözünden şahit olmamız filme çok farklı bir boyut katıyor ve gerilecek olmamıza da zemin hazırlıyor. Zihnin karmaşıklığı, zaman sıçramaları, insanları birbiriyle karıştırmak ve gerçeklikten sürekli kopuş çok net bir biçimde bizlere aktarılıyor ve bu aktarım bizzat kişinin zihninden yapıldığı için, Anthony dedemizin yaşadıklarının rahatsız edicilik derecesi epey yüksek seviyelere ulaşıyor.

Filmin bu kadar etkileyici oluşunun temel sebeplerinden biri kesinlikle oldukça başarılı olan kurgusu. Başlarda Anthony ile birlikte bizler de telaşa kapılıp zaman ve gerçeklik hakkında çok fazla kafa yoruyoruz ancak film bunu bir yere kadar yapmamıza izin veriyor. Bir yerden sonra filmi tamamen akışına bırakıyoruz çünkü gerçekliği takip etmek neredeyse imkânsızlaşıyor. Bu durum da bizim olaylara tamamen Anthony açısından bakmamıza yol açıyor ve yaşadığı korkuyu bizzat yaşamamıza zemin hazırlıyor, film bu yüzden beni oldukça gerdi açıkçası.

the father
Anthony Hopkins

The Father”ın çoğunluk tarafından beğenilmesinde oyunculukların payını da es geçemezdik. Olivia Colman, çok başarılı bir oyunculuk sergiliyor. Karakterin duygularını bize tek bir mimiğiyle aktarabiliyor ve bunun karşılığı bizlerde kuvvetli bir duygu yüklenimi oluyor. Oyunculuk övmeye Olivia Colman’la başlama sebebim assolisti sona saklama isteğimden kaynaklanmakta. Yönetmenimiz aslında bu filmi 2017 yılında hayata geçirmek istemiş ama Anthony Hopkins’in takviminde hiç boşluk yokmuş. Ancak Florian Zeller, başrolü Anthony Hopkins dışında birinin oynamasını istememiş, ne kadar doğru bir ısar… Kendisinin oyunculuğu zaten tartışabileceğimiz bir durum değil ancak belki de bu film kendisinin en büyük oyunculuk şovlarından biriydi, ağzım açık izledim desem abartmış olmam. Zaten bu oyunculuğun karşılığını herkesin takdiri ve Oscar Ödülü’yle de aldı. Bu iki oyuncuyu bu şekilde bir araya getirmeyi düşünen herkese helal olsun diyorum… Anthony Hopkins’in bu şovunun karşısında anca Olivia Colman’ın bu oyunculuğu ezilmeyebilirdi.

Filmin son seçimi de genel çıtayı aşağı çekmediği için beni oldukça memnun etti ve bittikten sonra da üstümde etkisinin kalmasını sağladı. Bütün dağılan gerçeklik, zaman ve mekân algımızı çok başarılı bir şekilde topladı ve neyin ne olduğunu anlamamızı sağladı. Diyaloglar da en az filmin final tercihi kadar çıtayı yukarı taşıyordu, her anlamda uğraşılmış ve ilmek ilmek işlenmiş bir film görmek mutluluk verici.

Film hakkında yazarken spoiler uyarısı verip derine dalmak istemedim dostlar, genel duygularımı yansıtmanın daha doğru olacağını düşündüm. Bu yazıyı yazmadan önce filmi bu kadar sevdiğimin ben de farkında değildim. Özetle “The Father” eli yüzü düzgün, yere son derece sağlam basan ve anlattığı konuya rağmen ajitasyondan asla faydalanmaya çalışmayan bir film olmuş. (Türkiye sınırları içinde çekilmiş olsa muhtemelen her 20 dakikalık periyotta “bakın burada ağlamalısınız” şarkısı çalıp ağır çekimin gireceği bir konu). 97 dakika oluşu da izlemeyi kolaylaştırıyor, mutlaka izlenmeli.  Hepinize bolca sevgiler, sağlıklı günler!

 

Konuk Yazı: Arda Bilgen