Şu Zamana Kadar İzlediğiniz Her Şeyi Unutun! – “Deadly Illusions” Film Eleştirisi

“Deadly Illusions” film afişi

Mer haa baa! İşte ailenizin delisi döndü! Nasılsınız iyi misiniz diye sormuyorum zira bu hafta aldığımız türlü haberler ile hepimizin canı oldukça sıkkın. Ben de bu can sıkıntısı girdabı içinde gideyim de güzel ve güncel bir şeyler bulayım izleyeyim; az neşem yerine gelsin tadım tuzum dönsün beni geri bulsun dedim. Demez olaydım! PUH ALLAH SİZİ KAHRETMESİN NETFLIX’ÇILER! Film diye bir “şey” yapmış, bir de anasayfanıza sırıttırmışsınız. Bu da yetmez gibi bir de film size Türkiye’de top 10 listesine girmesin mi? E insanlara da kızamıyorum tabii, herkes benim düştüğüm tuzağa düşüp bu filmi izlemiş belli ki. Neyse efendim lafı daha da uzatmadan evvel neymiş bu film gelin de bir bakalım. Bugünkü konumuz: “Deadly Illusions”.

Solda Tom Morrison rolünde Dermot Mulroney ve sağda Mary Morrison rolünde Kristin Davis

Efendim, bu “Deadly Illusions” bir Netflix Orijinal yapımı değil; ancak biz izleyicilere Netflix kanalıyla 18 Mart 2021 tarihinde ulaştırılmış bir film. Zaten onu anlayamıyorum ya işte, eeeey Netflix’çiler bu filmin yapımcıları size ne vaat etti de siz bu filmi alıp yayınladınız?! Filmin yazar ve yönetmen koltuğunda hayatımda ilk defa duyduğum ve bir daha da ne adını duymak ne de yüzünü görmek istediğim Anna Elizabeth James oturuyor. Filmin baş rollerinde ise “My Bestfriend’s Wedding” filminden Michael karakteri ile tanıdığımız ve velet yaşımızda gönlümüzü çalan Dermot Mulroney, yılların kült dizisi “Sex and the City”den Charlotte York karakteri ile tanıdığımız ve bu filme düşecek ne yaşadığını anlayamadığımız Kristin Davis ile filmin esas kilit karakteri Grace’e can veren asla tanımadığımız Greer* Grammer’ı (Önce gidip bi adınızı düzeltiniz hanımefendi; zira isminizi Türkçeye Adıyaman Dilbilgisi olarak çevirmenin önünde hiçbir engel yok) görüyoruz.

Grace rolünde Greer Grammer

Peki bu “Deadly Illusions” ne anlatıyor? Ünlü yazar Mary Morrison, çok satan kitap serisine yeni bir kitap daha eklemek istemektedir ancak küçük yaştaki ikiz çocukları ile işine nasıl konsantre olacağını bilememektedir. Aşırı karizmatik kocası Tom da zaten tam olarak ne işle meşgul olduğunu çözemesek de sürekli bir iş ile meşgul olmaktadır. Bir de Mary’nin yazma sürecinde psikoz yaşamasını da hesaba katınca çocukların bakımı için destek alması kaçınılmaz olur. Dolayısıyla Mary’e en yakın arkadaşı Elaine, bir dadı sağlama şirketinden bahseder ve Mary’i oraya yönlendirir. Eve iş görüşmesi için gelen genç kadınlar içinde Mary en çok Grace’i beğenir ve bir haftalığına işe alır. Ancak ne Mary’nin işi bir haftada kalır ne de işler planlandığı gibi gider. Efendim buradan sonrası için SPOILER uyarımı yapayım. Her ne kadar bu filmde spoiler yeseniz ne olur ama neyse haydi…

Grace Mary’e vesvese verirken…

Öncelikle efendim, müsaadenizle: ALLAH SİZİN CEZANIZI VERMESİN! Hayatımda uzun süredir izlediğim en kötü şeylerden birini izledim. Film başladı, önden birtakım yazılar gösterilmeye başlandı. İçimden dedim ki “Abov, bu ne kötü çekim. Sanki 1980’ler pop klipleri gibi.”, ama sonra da hemen ön yargıya kapılma bir şans ver bakalım diyerek bu işkenceye devam ettim. Yukarıda da bahsettiğim üzere bir kız geldi eve dadı diye, çok iyi… Kız çok hanım hanımcık bir kız, o da tamam… Evin sahibesi kızla ilgili türlü erotik hayallere kapılmaya başladı, fantezidir kimseyi yargılamak bize düşmez dedik o da tamam… Ya filmde olan türlü türlü bir sürü saçmalığa tamam. Ama siz çift karakterli, eve sızmış masum bir karakter yaratamazsınız ya! ANAM O YAPILDI YAPILDI! Siz baya bildiğiniz korku janrının en iyi birkaç filmini izleyip apar apar film yaz politikasıyla dünyanın en kötü kurgularından bir tanesini yazmışsınız.

Önce Mary’nin Grace’e olan cinsel çekimini izlerken bir yandan kitap yazma çabası gösteriliyor. Eve gelip kendisine iki ıhlamur demledi diye bizim Mary Grace’e “Vay sen olmasan ben bu kitabı yazamazdım” falan demeye başlıyor. Sonra bir anda Grace Tom’a yürüyor, ama Mary en yakın arkadaşı Elaine ile Tom arasında bir ilişki var sanıyor. En son Tom ile Grace arasında Mary’nin aslında hayal gördüğünü düşünüp kendini kandırdığı ve gerçek olduğunu öğrendiğimiz üzere bir ilişki olduğu ortaya çıkıyor. Ama meğerse o da Grace değil Grace’in ikinci karakteriymiş. Her şey böyle ilerlerken Mary’nin en yakın arkadaşı Elaine ofisinde boğazından bıçakla öldürülmüş şekilde bulunuyor. Önce film bizi Mary’nin akıl sağlığını yitirdiği ve sanrıları sırasında gelip Elaine’i öldürdüğü gibi bir noktaya götürmeye çalışıyor. Sonra da Mary’nin hiçbir şey olmamış gibi bir anda Grace’in geçmişinin peşine düşüp yaşadığı durumu öğrenmesine itiyor. Grace meğerse Mary ve Elaine spor yaparken dadı konuşmasını duymuşmuş da sonra şirkete gidip ev adresini öğrenmişmiş de eve sızmışmış da… En son herkes bahçıvana… Re za let! Kurgu gerçek bir kepazelik. Biz “Orphan” izlemiş insanlarız (ki devam filmi yolda, meraklısı okumak için buraya tıklayabilir), biz “Identity” izlemiş insanlarız, biz “Split” izlemiş insanlarız. Ya biz neler neler izlemiş insanlarız. Siz gerçekten türlü karakter bozukluğu filmi külliyatını devirmiş, türlü twistler görüp geçirmiş biz izleyiciye bu dandirik hikâyeyi verip şaşırmamızı falan mı beklediniz? Bayat bunlar bayat, çöpe atın yenisini alın!

Bıçaklı Elaine

Oyunculuklardan da biraz bahsedeyim. Bir kez daha şunu görmüş olduk sevgili okurlar: Siz istediğiniz kadar deneyimli oyuncu ile film çekin, eğer senaryo kötüyse ortaya çıkan şey güzel olmuyor. Üstat Alfred Hitchcock’un da dediği gibi “İyi film yapmak için üç şeye ihtiyacınız var: Senaryo, senaryo ve senaryo”. “Deadly Illusions” bunun en güzel örneği denilebilir. A-ah! Bu filmin bir şeyin güzel bir örneği olabilmesi bile çok şaşırtıcı! Ama evet Kosla reklamı performansı noktasında inanılmaz güzel bir örnek. Aşırı uçlarda gezen replikler, büyük büyük jest-mimikler, gerçekten uzak diyaloglar. Tipik bir Kosla reklamı! “AAAAAAAA!”. Filmdeki muhteşem oyunculuk performanslarına ilham olan o efsanevi “acting genious (oyunculuk dehası)” gerçekten de bu değil de nedir?!

Efendim kısacası bu film bir zaman katilidir, sinir bozucu bir detaydır. Korku gizem bilmem ne diye size kakalamaya çalışıyorlar rica ederim kanmayınız. Korkmak veya meraklanmaktan ziyade bir başkası adına utanmak dediğimiz o tatsız duyguya gönül vermiş iseniz eğer, o zaman bu film tam size göre. Onun dışında ise bu filmle ilgili size anneannemin güzel “Aman dinlen dinlen kaç!” lafını armağan ediyorum. Kaçınız, dinleniniz, sonra kaçmaya devam ediniz! Bir de internette ne göreyim bu filmin DVD’sini de basmışlar. Öncelikle DVD mi kaldı sonralıkla ise bu filmin DVD’sini kim n’apsın? “Yüzyılın en kötü filmleri” gibi bir koleksiyon yapıyorsanız ama kaçırmayın mutlaka bulun alın. Bu kendinden kötü kutusu olan DVD’yi mutlaka koleksiyonunuza ekleyin.

“Deadly Illusions” filminin herkes tarafından özenle sakınılması gereken DVD’si

Eveeet sevgili okur. Yazının sonuna geldik. Birlikte güldük eğlendik diye umuyorum. Aranızdan bu filmi de beğenip beni linçlemeye gelecek varsa da PUH ALLAH SENİ DE KAHRETMESİN, gardaşım çık git bu dergiden gardaşım! Ben artık gidiyorum, umarım bu hafta karşıma bana bir şeyler katan bir film çıkar da sıkılan “canım” biraz kendine gelir diyorum. Yazılar hakkındaki görüşlerinizi gelin Instagram postlarımızın altına yazın da biraz kavga edelim hadi 😀 Kendinize çok iyi bakın, sevgilerim zarf içinde, paspasınızın üstünde!

*Greer: Arizona Eyaleti’nde şehir

Yazı: İnci Ece Akyalçın