The Beatles: Yoko Ono Amfiye Oturdu Diye Grubu Dağıttık

THE BEATLES: YOKO ONO AMFİYE OTURDU DİYE GRUBU DAĞITTIK

The Beatles, 1962-1970 yılları arasında 22 stüdyo albümü ve 281,3 milyon albüm satışıyla geçilmesi oldukça zor bir rekora sahip tüm zamanların en ilham verici müzik grubu. Yaşadığımız dönem dolayısıyla belki de birçoğumuz The Beatles’ın neden en iyi rock grubu olarak lanse edildiğini anlayamıyoruz.  Neden çok iyiler? Çünkü tabiri caizse kendi zamanlarının müzikal influencer’larıydılar. Sekiz senelik kısa bir dönem içinde birden çok janr altında popüler müziğin kodlarını yarattılar. Rakipleri olarak kabul edilebilecek Rolling Stones grubunun vokalisti Mick Jagger dahi The Beatles hakkında; “Her defasında acaba bu defa ne yapacaklar diye beklerdik.” şeklinde açıklama yapıyor.

Fotoğraf Linki

Öte yandan grubun ayrılık süreci en tartışmalı konulardan biri. The Beatles’ın ayrılık sürecine ilişkin çok sayıda spekülasyon olsa da ayrılığın tek bir nedene indirgenmesi mümkün değil, daha ziyade 1966 senesinden 1970 senesine kadar gerçekleşen bir dizi olayın grup üyelerinin kafalarında kariyerlerine solo olarak devam etme düşüncesini filizlendirdiği söylenebilir.

Her şey grubun 1966 senesinde Amerika turnesinde yaşadığı teknik problemler dolayısıyla yıl sonuna kadar turneye çıkmama kararı vermesi ile başlıyor. George Harrison’ın anlattıklarına göre grup turneler sırasında elektrik çarpma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktan tutun da bir dizi saçma olayla karşılaşıyor. Grubun popülaritesi bile konserlerde performanslarını düşürecek seviyeye gelmiş. Ringo Starr bu durumu; “Aslında o kadar da iyi çalmıyorduk, konserlerde seyircilerin gürültülerinden çaldığımızı duyamıyordum. Şarkıyı takip etmek için bizimkilerin hareketlerini izliyordum.” şeklinde aktarıyor. Öte yandan canlı performansların grubun başarısı ve formda kalması için önemli olduğunu düşünen Paul McCartney, bir noktadan sonra John Lennon, George Harrison ve Ringo Starr’ın turnelere son verme konusundaki ısrarlarına dayanamıyor ve grup Amerika turnesini sona erdirme kararı alıyor.  Bu kararın ardından hepsi 3 aylığına kendi köşelerine çekiliyor. John bu dönemi ” ‘Bu gerçekten son, artık tur yok. Kocaman bir boşluk…’ şeklinde düşünüyordum. İşte tam o zaman The Beatles’sız hayatın nasıl olacağını gerçekten düşünmeye başladım. Diğerleri tarafından atılmadan bir şekilde gruptan ayrılmayı başarmayı düşünüyordum. Ama asla bu yönde bir adım atamadım, çünkü çok korkutucuydu.” şeklinde ifade ediyor. John döneme ilişkin düşüncelerini bu şekilde aktarmasına rağmen 1967 yılında verdiği başka bir röportajında “Çoğu insan bize ulaşamazdı. Diğer insanlarla asla gerçekten iletişim kurmadık. Artık yabancılarla hiç tanışmadığımıza göre, herhangi bir iletişime de gerek yok. Birbirimizi anlıyoruz. Geri kalanlar önemli değil. Ayrıca ayrı kaldığımız 3 aylık süre boyunca da sevebileceğim biri ile tanışmadım” diyor. Bu röportajlardan anlayabileceğimiz üzere John her ne kadar zaman zaman gruptan ayrılmayı aklına getirse de o zamanlar buna cesaret edemiyordu. 

Fotoğraf Linki

Bu boşluk döneminin ardından 4 aylık bir kayıt süreci sonunda tüm zamanların en ilham verici ve en yenilikçi albümlerinden biri olan Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band albümü çıkıyor. Albüm Paul’ün öncülüğünde yaratılan kurgusal bir askeri bando konseptine sahip. Bu konsept içerisinde üretilen  psychedelic müzik ile sözlerin yanı sıra bu masalsı havayı içselleştiren kayıt teknikleri sayesinde albüm, müzik tarihinde kendine özgü bir yere oturuyor. Albümün büyük başarısına rağmen, özellikle George Harrison ve John Lennon’ın kafası oldukça dolu. George özellikle uzun süreli bir kayıt sürecinden (700 saat) ve teknik gereksinimler dolayısıyla eski albümlerden farklı olarak hep beraber çalamamalarından şikayetçi. John ise genel kanıya göre albümün en iyi şarkısı olarak kabul edilen A Day in The Life şarkısını yaratmasına rağmen aynı dönemde eşi Cynthia ile arasındaki sorunlar dolayısıyla kendisini sevgisiz, monoton ve evcil bir hayata sıkışmış görüyor. Bunun da ötesinde John kendisini Paul tarafından dışlanmış hissediyor. Çünkü aynı dönemlerde Paul, Londra’da birçok sanat etkinliğine katılıyor ve John’a kıyasla daha özgür bir yaşam sürüyordu.  

1967 yılının ağustos ayında ise moralleri altüst eden bir olay yaşanıyor. Grubu her zaman bir arada tutmayı başaran ve adeta beşinci beatle olarak anılan grup menajeri Brian Epstein aşırı doz sebebiyle evinde ölü bulunuyor. John kendi içinde bu durumun sonlarını getireceğini düşünürken, Paul yola devam etmeleri gerektiğini düşünüyor. Böylece Paul menajerlerinin ölümünden beş gün sonra Magical Mystery Tour albümü ve albümle beraber çıkacak film için diğerlerini ikna etmeye çalışıyor. En sonunda albüm çalışmalarına başlanıyor. Ne var ki özellikle film oldukça fazla eleştiriye maruz kalıyor ve eleştirmenlerden düşük not alıyor.

Fotoğraf Linki

White albümü öncesinde mental olarak dağılmış olan grup George’un önerisi üzerine Hindistan’a Maharishi Mahesh’in transandantal meditasyon kampına gidiyor. George’un asıl isteği grubun manevi olarak kendini keşfetmesi. Ancak kampın bu açıdan ne kadar başarılı olduğu tartışmalı, zira George; John ve Paul’u sık sık şarkı yazmaya çalışırlarken buluyor ve bu durumdan memnun değil. Hatta kamp tamamen müzikle geçiyor dersek yanlış olmaz. White albümünün çoğu şarkısı Paul ve John tarafından bu kampta besteleniyor. John “Günde 8 saat meditasyon yapmama rağmen, dünyanın en acılı şarkılarını yazıyordum” diyor. Dolayısıyla John’un bitmek bilmeyen bunalımı burada da devam ediyor. Kampı önce Ringo ardından ise Paul terk ediyor. John ise, Maharishi Mahesh’in üfürükçü olduğuna ilişkin duyumlar alması üzerine bizi nereye getirdin George diyerek kamptan George’u da alıp ayrılıyor. John Londra’ya dönünce hayatında köklü bir değişiklik yapıp Cynthia’dan ayrılıyor, akabinde Yoko Ono ile beraber oluyor.

White albümünün kayıtları sırasında ise ortam meditasyon süreci hiç yaşanmamışçasına gergin. İlk günden John ve Paul birbirlerinin bestelerine laf çarpıyor. Daha sonrasında ise Ringo kendisini dışlanmış hissettiği için stüdyoyu terk ediyor. Bunlar da yetmezmiş gibi normalde oldukça nadir bir durum olan grubun provalarına misafir katılımı Yoko ile yıkılıyor. John provalara sürekli olarak Yoko’yu getiriyor. Hatta John grupla ilgili önemli konularda kendisi yorum bile yapmadan doğrudan Yoko’ya danışıyor. Yoko’nun bu derece gruba dahil olması diğerlerini rahatsız ediyor. Kayıt sürecinde Yoko adeta bir grup üyesi gibi John’a vokal konusunda tavsiyeler dahi veriyor. Durumdan hoşnut olmayan Paul ise provalarda Yoko’yu bolca iğneliyor. Ancak daha sonrasında Paul, John’u kaybetme korkusu ile “Bırakalım aşıklar beraber olsun” diyor. (İşte The Beatles Yoko Ono yüzünden dağıldı geyiğinin nedeni tam olarak bunlar.)

Fotoğraf Linki

Kasım 1968’de White albümü çıkıyor. Albümün başarısına rağmen George, Yoko’nun varlığından hala rahatsız; çünkü Yoko’nun görüşlerinin neredeyse kendisiyle aynı derecede dikkate alındığı düşüncesinde. 10 Ocak 1969 tarihinde George, John ile hararetli bir tartışmaya girmesi üzerine stüdyoyu terk ederken “Ben çıkıyorum. Gazetelere ilan koyun ve birkaç insan bulun. Görüşürüz” diyor. John, George’un hemen arkasından onun taklidini yapıyor ve gruba Eric Clapton’ı almayı önererek “George ayrıldı. Yolumuza The Beatles olarak devam etmek istiyor muyuz? Ben kesinlikle istiyorum.” şeklinde oldukça çelişkili bir açıklama yapıyor. Grup üyeleri bu olaylı günden iki gün sonra buluşuyor. George önemli kararlara Yoko dahil edilmediği sürece Yoko’nun onlarla birlikte bulunmasının kendisi için sıkıntı olmayacağını söylüyor. John ise Yoko’nun tek istediğinin kabul görmek olduğunu söylüyor. Sonunda hasarlı da olsa bir şekilde arayı bulmayı başarıyorlar.

Ancak bu defa da finansal problemler gün yüzüne çıkmaya başlıyor. Grubun eski menajeri Brian Epstein’in ölümü sonrasında grup üyeleri tarafından kurulan ve aynı zamanda grubun plak şirketi de olan Apple Corps’un giderleri giderek artıyor. Giderler konusunda Paul çok öncesinde diğerlerini ve özellikle John’u defalarca uyarmasına rağmen kimse bu uyarıyı ciddiye almamış, böylece mali durumlar gittikçe kötüleşmişti. (Bu durum muhtemelen Paul’ün patronsu bir üslup ile “Çok harcıyorsunuz gençler.” demesi, diğerlerinin ise “Parayı harcarken sana mı soracağız birader?” şeklindeki inatlaşması sonucu ortaya çıkmıştı. Paul’un derdi sadece The Beatles’ın servetini korumaktı, ayrıca, parayı millete mi yedirseydi?) 1969 yılında şirket muhasebecisinin hesapların son derece kötü olmasından yakınarak istifa etmesinin ardından Paul, şirketin başına profesyonel birini getirmeyi düşünüyor. Kız arkadaşı Linda Eastman’ın sanatçıların vekilliğini yapan babası Avukat Lee Eastman’ı pozisyon için teklif ediyor. Ne var ki Paul’ün her mantıklı önerisi gibi bu da diğerleri tarafından kabul görmüyor. Üstüne üstlük John’un George ve Ringo’yu da etkilemesi ile Allen Klein isimli kötü şöhrete sahip ve uzun süreden beri gruba yaklaşmayı amaçlayan bir muhasebeciyi Şirket’in başına geçirmeye karar veriyorlar. (Bir dönem Rolling Stones ile çalışan Klein hakkında Mick Jagger dahi Paul’a “Bu adama yaklaşmayın” şeklinde bir not gönderiyor.)  Paul başından sonuna kadar Klein’ın para yönetimi konusunda doğru adam olmadığını savunmasına rağmen en sonunda Klein’ı kabul ediyor, ancak diğer üyelerin aksine Klein’ın kontratına imza atmıyor.

Fotoğraf Linki

1969 senesinde artık The Beatles dayanışması mumla aranır durumda. Abbey Road gibi başarılı bir albüm yapsalar da grubun artık tek ortak noktası beraber müzik yapmaları. Aynı dönemlerde John ve Yoko, Eric Clapton ile başka bir grupta sahne alıyor. Bu John’un özgüveninin tazelenmesi sağlıyor ve The Beatles düşüncesinden gittikçe uzaklaşarak solo düşüncelerine ağırlık vermeye başlıyor. Öyle ki, Klein’ın da katıldığı bir toplantıda Paul’un tekrardan canlı performanslara dönmeleri gerektiği önerisini sunması üzerine John aralarında uzun süreden beri var olan anlaşmazlığın dışa vurumu olarak “Bence sen bir aptalsın. Bunu söylemeyecektim ama ben gruptan ayrılıyorum. Bunu söylemek iyi geliyor, adeta boşanma gibi.” şeklinde bir patlama yaşayarak toplantıyı Yoko ile terk ediyor. Herkes tabii ki şaşkın, özellikle Paul duruma çok üzülüyor. John ve Yoko toplantıdan çıkıp araca binerken John Yoko’ya “The Beatles ile bu kadar. Bundan sonra sadece sen varsın” diyor. Ne var ki ticari amaçlarla John’un gruptan ayrıldığı duyurulmuyor, hatta devam eden süreçte John bu durum hiç yaşanmamışçasına grupla ilgili basına umut vadeden röportajlar dahi veriyor. Dolayısıyla grupta henüz resmi bir ayrılık yok. Öte yandan Paul durumla ilgili olarak bir gazeteye “John Yoko’ya aşık, artık bizle beraber değil.” şeklinde melankolik açıklamalarda bulunuyor.

Üzüntü ve bolca alkolle geçen günlerden sonra eşi Linda’nın desteği sayesinde kendine gelmeyi başaran Paul, adeta yıllarca saçımı süpürge ettim bunun için miydi dercesine solo albüm çıkarmaya karar veriyor. Paul daha sonra Mart 1970’te John ile görüşerek grubu bırakacağını ve Nisan ayında solo albümünü çıkaracağını söylüyor. Ancak tam bu sıralarda Let It Be albümü çıkmak üzere olduğundan Klein ve grup üyeleri Paul’un solo albümünün Let It Be’yi kötü etkileyeceği düşüncesiyle Paul’u bundan vazgeçirmek istiyorlar. Bundan hareketle, Ringo’yu arabulucu sıfatıyla Paul ile görüşmeye gönderiyorlar. Ancak görüşme sırasında zavallı Ringo, Paul tarafından evden atılıyor. Duruma çok üzülen Ringo bırakalım Paul albümünü çıkarsın diyerek John ve George’u duruma ikna ediyor. Ancak tam bu sıralarda Paul kimsenin beklemediği bir şey yapıyor ve solo albümüne ilişkin 10 Nisan 1970 tarihli bir röportajda The Beatles’tan ayrılacağını basına duyuruyor. John bu duruma çok sinirlenerek “Bunu ben yapmalıydım. Paul’un yaptığını daha önceden yapmadığım için aptalım.” diyor. Paul ise buna hepiniz ayrılmayı denediniz ben başardım ne var bunda minvalinde bir cevap veriyor.

Fotoğraf Linki

Akabinde Let It Be albümü Mayıs 1970’te satışa çıkıyor. Albümün yayımlamasından birkaç hafta sonra Paul, The Beatles’ın dağıldığını basına duyuruyor. Sonuç olarak grup dörtlü olarak bir daha aynı ortamda bulunmuyorlar.

Grubun dağılmasının ardından verilen röportajlardan birinde Paul, Yoko durumuna alaycı bir şekilde atıfta bulunarak “50 yıl sonra bu durum oldukça absürt komik görünecek. Yoko amfinin üzerine oturduğu için grubu dağıttılar diyecekler.” şeklinde mizahşör bir yorumda bulunuyor. Şakası bir yana, grubu dağılma noktasına getiren birçok kişisel ve yönetimsel sebep olduğunu görüyoruz. Bütün bunlara rağmen grubun her bir üyesi için ayrılığın ne kadar zor olduğunu tahmin etmek zor değil. Örneğin, albümle beraber çıkan ve albümün yapılışına ilişkin kareler içeren Let It Be belgeselini San Fransico’da Yoko ile rastgele bir sinema salonunda izleyen John gözyaşlarına hâkim olamıyor.

Kaynak: 1, 2, 3

Yazı: Furkan Cengiz