Elektronik Müzik, Çılgın Sovyet Mucitler ve Serdar Ortaç

ELEKTRONİK MÜZİK, ÇILGIN SOVYET MUCİTLER VE SERDAR ORTAÇ

Fotoğraf Linki

20. yüzyılın sonlarından beri Rusya, Amerika, Fransa ve Almanya gibi ülkelerde elektronik ortamda müziğin elde edilebilmesine ilişkin birçok yenilikçi çalışma olsa da, 1932 senesinde Sovyet mucit Evgeny Sholpo tarafından icat edilen variophone isimli cihaz/enstrüman bu yenilikçi çalışmaların önemlilerinden biri. Variophone bugün itibariyle bildiğimiz ve elektronik müziğin vazgeçilmezi olan synthesizer’ın (elektriksel sinyaller üreten bir çeşit çeşit enstrüman, genellikle klavye ile kontrol edilir.) atası diyebileceğimiz bir enstrüman. Variophone’u teknik açıdan son derece kaba bir şekilde tanıtacak olursak, grafik ses (graphic sound) tekniği ile işlenmiş kartonların belirli bir ses sitemine bağlı iken 35 mmlik sinema filmleriyle senkronize şekilde dönmesi suretiyle ses ürettiğini söyleyebiliriz. Daha da basit anlatmak gerekirse bildiğiniz kaset mantığı ile çalışan bir cihaz. Variophone’ın tınısı 2000’li yılların başlarındaki cep telefonlarının polifonik melodilerini andırıyor adeta. Öte yandan Sholpo’nun variophone’un yapımı için 20 yılını harcadığı söyleniyor. Bugün elektronik müziğin gece kulüpleri ve dans ile özdeşleştiği düşünüldüğünde, bunun Sholpo için küçük, avcı arkadaşlarımız için büyük bir adım olduğunu söyleyebiliriz…

Fotoğraf Linki

1950’li yıllar ile ise ses kayıt teknolojilerinin gelişmesi ile beraber pek çok profesyonel kayıt stüdyolarının kurulduğuna şahit oluyoruz, yine de bu zamanlarda elektronik ortamda üretilmiş otantik seslerin dönemin sanatçılarının eserlerinde pek sık kullanılmadığını söyleyebiliriz. Öte yandan 1957 yılında Varşova’da kurulan Polonya Radyosu Deneysel Stüdyosu’nda, zamanın oldukça ötesinde ve enstrüman kullanılmaksızın dış ortam seslerine efektler eklenmek suretiyle otantik ve asıl müziği destekleyici birçok sound yaratıldığını gözlemliyoruz. Ancak, Soğuk Savaş’ın getirdiği iki kutuplu dünya yapısı bu stüdyonun da hak ettiği değere ulaşamamasına neden oluyor. 

Popüler müzikte elektronik unsurların kullanımının yaygınlaşması ise 1960’lı yılları buluyor. Bu dönemde özellikle popülerlik kazanan yöntemlerden biri tape loop tekniği. Bu teknik, kayıtlara ritmik ve oldukça absürt tınılara sahip efektlerin eklenmesini sağlıyor. Örneğin 1966 senesinde The Beatles’ın Revolver albümünde olan “Tomorrow Never Knows” isimli şarkısı zamanın oldukça ötesinde tınılara sahip tape loop yönteminin kullanıldığı bir şarkı olarak tarihe geçiyor. Yine aynı dönemlerde The Doors, The Beach Boys, Pink Floyd, YES ve Genesis gibi rock grupları benzer tınılara ve otantik efektlere şarkılarında bolca yer veriyor. Böylece bugün progressive rock olarak andığımız müzik türü altın günlerini yaşıyor.

Fotoğraf Linki

1969 senesinin ise Gershon Kingsley “Popcorn” şarkısıyla beraber synth-pop akımı için bir milat olduğunu söyleyebiliriz. Bu türün özelliği ise ağırlıklı bir synth kullanımı ile pop özellikleri gösteren melodilerin harmanlanması. Her ne kadar bu tür, adı itibariyle pop olarak kategorize edilse de birçok rock grubu da neredeyse bu yeni müzik türüne dahil olabilecek nitelikte şarkılar üretmişlerdir. Örneğin Van Halen grubunun “Jump” isimli şarkısı ile Joy Division grubunun “Love Will Tear Us Apart Again” isimli şarkısında yoğun bir synth kullanımı gözlenmekte olup, bu şarkılar elektronik müziğin rock müzik üzerindeki etkilerini de açıkça göstermektedir.

Öte yandan tam elektronik bazlı müzik yapımı 80’li yıllarda disco akımının var olmasına sebep olmuş, Türk futboluna büyük darbeler indirmiş ve nice futbolcular bu yolda harcanmışlardır.  Maalesef elektronik müzik akımı sadece futbol açısından değil, aynı zamanda müzik sektörü bakımından da ülkemizi bir hayli olumsuz etkilemiştir. 90’lı yıllarda yerinde kullanıma sahip olan elektronik müzik öğeleri, 2000’li yıllardan sonra pop müziğin neredeyse tamamı haline gelmiş ve dolayısıyla nice yetenekli müzisyenimiz maddi kaygılar dolayısıyla safi gürültü albümler çıkarmaya başlamışlardır.

Fotoğraf Linki

Ama şunu unutmayın ünlü müzik tarihçilerinin de belirttiği üzere elektronik müzik; “Serdar Ortaç’ın, Pink Floyd’un ünlü şarkısı Another Brick in the Wall’u elektronik unsurlarla yorumlamasıyla” var olmuştur.

Sevgili okuyucular, siz bu yazının nereden gelip nereye gittiğini düşünedurun biz de sizle beğendiğimiz ve elektronik müzik öğelerine sahip birkaç şarkıyı paylaşalım.

  • Infected Mushroom – I Wish
  • Björk – Hyperballad
  • Underworld – Born Slippy
  • Depeche Mode – It’s No Good
  • Moby – Natural Blues
  • Oliver Koletzki – Spiritual but Not Religious
  • Micheal Jackson – P.Y.T
  • Tame Impala – New Person, Old Mistakes
  • Massive Attack – Unfinished Sympathy
  • Daft Punk – Digital Love

Kaynak: 1, 2.

Yazı: Furkan Cengiz