Müzik Piyasasında Neler Olup Bitiyor? – Mart ve Nisan’ın Yeni İşleri

Eveeet, bir süredir ayrı kaldığımız toplu albüm değerlendirmelerimize geri dönüp müzik dünyasının mahzenlerine inmemizin vakti geldi de çattı sevgili okurlar. Araya giren kimi üzücü kimi ufkumuzu genişleten birkaç yazının ve bir iki değerlendirmenin ardından bambaşka bir liste yazısıyla daha beraberiz. Bu haftaki yazımda, geçtiğimiz ay ve bu ay yayımlanan ve gözden kaçırdığımız bazı albümleri kısaca ele alarak siz müzikseverlerin beğenisine sunmayı hedefledim. Acaba şu sıralar müzik dünyasında neler olup bitiyor?

Review

CHARLES LLOYD & THE MARVELS“Tone Poem” (Mart 12, 2021)

[Avant-garde jazz] [uzunçalar]

Kimi kesimlerce biraz daha geride bırakılmış, ana akım medya tarafından da elbette göz önünde bulundurulmayan (çünkü niye bulundurulsun, değil mi ama?!) bir tarzı icra eden Charles Lloyd ve ekibi, geçtiğimiz ayın ikinci haftasında şahane bir uzunçalar ile geri döndü ve hepimizin kulaklarının pasını sildi. Tenor saksofoncumuz ve ekibi bu albümde, biz dinleyiciler kırlarda bir gezintiye çıkarıyor adeta. Thelonious Monk, Ornette Coleman, Leonard Cohen ve The Beach Boys gibi dev isimlerin parçalarını kendi harikulade tarzlarıyla icra ederek oldukça hoş bir yorum getiren ekibimiz, oldukça hülyalı ve yorgun bir hava yaratarak kendi imzalarını da eklemiş oluyor bu yorumlara. Elbette söz konusu Charles Lloyd gibi bir jazz büyüğü olunca böyle şeyler pek tabii ki doğal. Kadroda Bill Frisell, Greg Leisz ve Eric Harland gibi müthiş müzisyenlerin olduğunu hatırlatmakta fayda var. Dinleyiniz efendim.

 Favori parçalarım: Anthem, Monk’s Mood, Dismal Swamp

 

8.0/10

 
Review

BROCKHAMPTON – “Roadrunner: New Light, New Machine” (Mart 26, 2021)

[Hip hop/pop rap] [uzunçalar]

Boy bandlerin en deli dolusu diye mi giriş yapsam, ya da rap piyasasının kendine has gruplarından biri olarak mı tanıtsam? Her ne olursa olsun, haklarında ne düşünülürse düşünülsün bizlere katkıları yadsınamayacak kadar fazla. Kevin Abstract’in başını çektiği deli grup Brockhampton dağılmadan önceki son (veya son albümlerinden birini yayımlarken ben de bu albümü dinleyip sizlere aktarma derdine düştüm elbette. “SATURATION” üçlemesinden beri iyi anlamda en fazla efor sarfettikleri en iyi işin bu albüm olduğunu düşünüyorum. Albüm boyunca Danny Brown ile beraber icra edilen “BUZZCUT” adlı parçadan “THE LIGHT PT.II” adlı parçaya kadar oldukça akıcı bir anlatım var diyebilirim. Grup üyelerinden Joba’nın babasının intiharıyla ilgili sözler de içeren şarkı sözleri aslında çoğu yerde müziğin yönüyle paralellik göstermeyip daha dramatik bir yönde ilerliyor. Grubun dağılma sürecine girişinden midir bilinmez her bir üyenin kendilerine verilen süre içerisinde harikalar yarattığı rahatlıkla anlaşılıyor. JPEGMAFIA düeti “CHAIN ON”un sonundaki Wu-Tang Clan göndermesi de oldukça hoştu. Boy bandlerin en şahsına münhasır olanlarından biri, belki de en delisi Brockhampton, kariyerinin sonuna gelirken biz müzikseverlere oldukça eğlenceli ve kendilerini başta neden sevdiğimizi hatırlatan bir albüm bırakıyor. Kesinlikle denenmeli!

 Favori parçalarım: THE LIGHT, COUNT ON ME, I’LL TAKE YOU ON

 

8.5/10

 

THE ARMED“ULTRAPOP” (Nisan 16, 2021)

[Noise rock/Post-hardcore] [uzunçalar]

Bu ay ben yine iyi albüm havamdayım sanırım. Detroitli topluluğun üçüncü albümleri, hardcore, noise, pop ve rock’ın şahane bir füzyonu olmuş adeta. İlk saniyesinden itibaren gücünü hissedip kendinizi gürültünün kucağına bırakmanıza yol açan bu harikulade uzunçalar, gürültülü müziğin sınırlarını epey bir zorluyor diyebilirim. İlk dinleyişte bütün şarkıları birbirine benzetebileceğinizi öngörerek sizlere sabırlı olmanızı ve müziğin içerisinde kaybolduğunuz anda gizli saklı ezgilere tutunmanızı tavsiye ediyorum. Zira bu albümden başka bir şekilde yararlanmanız pek mümkün olmayacaktır. Alışık olunan tarzda bir müzik icra ettiklerini söyleyemeyeceğim bu arkadaşların. Pop müziğin yıkılıp yeniden inşa edilerek noise müziğe şahane bir biçimde yedirildiği bu albümü ve Detroitli manyaklar topluluğu The Armed’a bir şans vermenizi öneriyorum hepinize. İyi dinlemeler.

 Favori parçalarım: AVERAGE DEATH, AN ITERATION, ALL FUTURES

7.7/10

 

BIG K.R.I.T.“Pick Up The Pace” (Nisan 16, 2021)

[Southern hip hop] [tekli]

Yazılarımı takip eden ve beni tanıyanlar Big’i ne kadar sevdiğimi değerlendirmelerimden anımsayacaktır. Ancak bu sefer maalesef olmamış sevgili Big. Ne akıcılık, ne coşku ne de yaratıcılık göremedim ben bu teklide. Öylesine gelip giden bir 2 dakika 26 saniye olmuş adeta. 2017 çıkışlı muhteşem albüm “4eva is a Mighty Long Time”dan sonra Big’i büyülediler sanki. Peş peşe kötü işlerle karşımıza çıkmaya devam ediyor. İnanılmaz çıkış mixtapei ve harika işleri ile seve seve dinlediğim bir hip hop sanatçısının bu hale gelmesi oldukça üzücü bir durum benim için. Umarım bir an önce silkelenir de kendisinin yeteneklerinden nasiplenmeye devam ederiz. Zira buna hem kendisinin hem de biz hayranlarının oldukça ihtiyacı var. 

3,5/10

LIQUID TENSION EXPERIMENT“LTE3” (Nisan 16, 2021)

[Experimental rock/Instrumental] [uzunçalar]

Sonunda şu değerlendirmeyi yazdığıma inanamıyorum. Liquid Tension Experiment, son stüdyo albümünü yayımladığında dünya milenyuma henüz girmemiş, Türk Lirasından sıfırlar silinmemişti. Tam 22 sene sonra yepyeni bir LTE güzelliği ile karşı karşıya olmanın verdiği haklı mutluluk vücudumun her bir hücresine yansımış durumda. En son bir araya gelip konser verdikleri zamandan bu yana o kadar çok şey gerçekleşti ki… Mike Portnoy’un Dream Theater’dan ayrılması bunların en büyüğü, ki bunun üzerinden bile tam 11 sene geçti. Bu müzisyenleri, yer aldıkları neredeyse her bir oluşumu ve projeyi dinleyerek büyüyen ve kendini geliştirmeye uğraşan biri olarak diyebileceğim tek şey bu adamlarım yeteneğinden asla şüphe duyulmaması gerektiğidir. Yıllar boyu “LTE 3, ne zaman geliyor?” veya “Yahu Mike da John ile bir araya gelse de LTE3’ü artık görebilsek!” gibi cümleleri duyduk durduk. O kutlu gün geldi çattı ey ahali! Müzik tanrıları tekrar bir arada! Saniye başına düşen nota sayısının yükseklerde gezdiği, enstrümanların ulaşabileceği en öte sınırlarda dolaştığı ve müziği ne denli muhteşem diyarlara adım attığını bize ustalıkla anlatan efsane dörtlüyü dinlemeden bu yazıyı kapatmayınız. John’un gitarı, Jordan’ın klavyesi, Tony’nin bas gitarı ve Mike’ın perküsyonunu kulaklarınıza doldurmadan bugüne nokta koymayınız. Kesinlikle pişman olmayacaksınız. 

(Daha sonra upuzun ve tanıtıcı bir LTE yazısında detaylı bir anlatım… Neden olmasın?)

Favori parçalarım: Rhapsody In Blue, The Passage of Time, Ya Mon

9.0/10

 

TIRZAH“Send Me” (Nisan 14, 2021)

[Bedroom pop] [tekli]

Tirzah’dan 3 sene içerisinde duyduğumuz ilk yeni iş. 2018 çıkışlı ilk ve tek uzunçaları “Devotion” ile oldukça iyi bir başlangıç yaptığını düşündüğüm sevgili Tirzah, bu yepyeni teklisiyle de oldukça iyi bir başarmışa benziyor. Kendisini ilk albümünden bile daha minimal bir çizgide bulan Tirzah, kavisli bir bas yürüyüşü, iskeletimsi bir davul kalıbı ve uzunca rahat bir gitar yürüşü ile bizden dikkat istiyor adeta. Minimalizmin içinde şahaneliği yakalamayı başardığını söylemeliyim. Dikkat gerektiren kısmı ise kendi içerisindeki dengesi aslında. Bir yandan bizden biri, evimizden biri gibi gelirken kulağa diğer yandan sanki oldukça uzaklardan bir ses doluyor kulaklarımıza. Bizden gibi ama aynı zamanda yabancı. Sanırım bu durum tam da Tirzah ve müzik ekibinin dinleyicide oluşturmayı hedeflediği hissiyat. Kasten ancak ustalıkla yapılmış bir şey olduğunu kabul etmek gerek. Ben bu parçayı çok sevdim. Tirzah’nın ne kadar potansiyel sahibi, yetenekli ve yaratıcı bir sanatçı olduğunu bana hatırlatan bir parça olduğu için. Olmuş bu parça.

8.4/10

MIKE“Evil Eye” (Nisan 13, 2021)

[Abstract hip hop] [tekli]

Geçtiğimiz sene içerisinde oldukça 16 parçadan oluşan 36 dakikalık hoş bir uzunçalarla kendisini bendenize tanıtan MIKE, yepyeni bir tekliyle karşımızda. Birçok hip hop olmazsa olmazını yıkıp kendi isteklerini parçasına uygulayan MIKE, lirikalitesi ve bana kalırsa şahane beat seçimiyle bu parçayı güzelleştirmeyi başarmış. DJ personasıyla yaptığı en hoş beatlerden birini barındıran bu parçada MIKE, gelenekselleşmiş anlayışın ve uygulamanın aksine flowunu enstrümantasyonla uyumsuz hale getiriyor ve hatta bununla kalmayıp vokal sesini de beati alt etmesine müsaade ediyor. Geleneksel eleştirmenler tarafından bu tarz şeylerle topa tutulabilir ancak bana kalırsa kasten yarattığı düzensizlik ve şekilsizliğin içerisinde müziğinin patladığı oldukça bariz. Yaratıcı ve kendine has bir parça olmuş. Geleneksel anlayışı ve bilindik esasları yıkıp kendi isteğine göre yaratan sevgili MIKE’ı hip hop’ın hudutlarını genişletmeye yardımcı olduğu ve bizlere çeşitliliğin ve renkliliğin güzel olduğunu hatırlattığı için tebrik ediyorum. Dinleyelim lütfen!

8.2/10

XIU XIU – “OH NO” (Mart 26, 2021)

[Art pop/Experimental] [uzunçalar]

Son manyaklıkları “Girl With A Basket of Fruit”in üzerinden 2 sene geçmeden yepyeni bir uzunçalarla bizleri karşılayan San Diegolu deli topluluk Xiu Xiu, geniş bir ses ve enstrümantasyan paletiyle karşılıyor bizi bu albümünde. Bütün kankalarıyla düet yapan Jamie Stewart, albümün ana teklisinin Grouper’in “Heavy Water/I’d Rather Be Sleeping” adlı parçasından esinlenildiğini açıklamıştı. Düetler arasında en çok Sharon Van Etten’i barındıran “Sad Mezcalita” adlı parçayı beğendim sanırım. Çok hoş bir birliktelik olduğunu düşünüyorum. Önceki albümlerine göre daha az deneysel ve daha güvenli sularda yüzen Xiu Xiu, tüm bunlara rağmen deneysellik anlamında normalin üzerinde elbette. Tüm bu düetler, melankoliyi mutlulukla kucaklıyor aslında. Umutsuzluğun tam ortasında belki de dostluk, birlik ve beraberlik vardır. Ya da belki de bu sadece Jamie Stewart’ın görüşüdür. Her iki türlü de hoş bir uzunçalar olduğunu düşünüyorum. Bir önceki kadar olmasa da iyi diyebiliriz sanırım.

Favori parçalarım: Sad Mezcalita, Rumpus Room, A Bottle of Rum

 

7.5/10

 

GOJIRA – “Into the Storm” (Nisan 12, 2021)

[Groove/progressive metal] [tekli]

Duplantier biraderlerin öncülüğünde beş sene içerisindeki ilk, kariyerlerindeki yedinci albümü yayımlamaya hazırlanan Fransız metal topluluğu Gojira, yeni albümden dördüncü ve son tekliyi de piyasaya sürdü. Dört tekli arasında en etkileyici ataklara ve ritimlere sahip olduğunu düşündüğüm sonuncusu oldu açıkçası. Dört tane tekli yayımlanmasını tuhaf ama biraz da kaçınılmaz buluyorum elbette son yıllarda müzik piyasasının yönünün iyice kaydığını görünce. Öfkeli bir groove ve iyi riff işçiliği sayesinde (tekliler arasındaki) seleflerinden daha etkileyici bir moda sokmayı başarıyor biz dinleyicileri. Değişim, devrim ve itaatsizlik gibi lirik temalara sahip olan bu hoş tekli umuyorum ki kendisinden çok daha güzel bir bütünün parçasıdır. Konser kalabalıkları için yaratılmış gibi bir yandan da bu parça. Zaten Fransa’nın bağrından çıkan bir topluluğun da yukarıdaki temaları kullanmamaları tuhaf olurdu, değil mi? “Fortitude” adlı yeni albümleri 30 Nisan’da yayımlanacak. Bekliyoruz efendim.

7.8/10

Bir liste yazımızın daha sonuna gelirken son dönemde ana akım medyanın gözünden (her zamanki gibi) kaçan, daha fazla ışık tutulması gereken ve birkaç tık geride kalmış işlere yer vermeye çalıştığımı söylemeden geçemeyeceğim. Yazımı bitirmeden evvel sizleri baş başa bırakacağım videoyu tanıtayım: Headliner dahi olmadıkları festivalin altını üstüne getiren Brockhampton’ın müthiş Reading Festivali performansı! Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!

Yazı: Ege Demir

2 thoughts on “Müzik Piyasasında Neler Olup Bitiyor? – Mart ve Nisan’ın Yeni İşleri

Comments are closed.