“Sanat Zehirlenmesi”

“SANAT ZEHİRLENMESİ”

Fazla sanata maruz kalmış bir birey temsili

Efendim merhabalar! Sizleri sanat tüketimimizin ölçüsü hakkında uyarmak için kollarımı sıvadım. Aman dikkatli olalım, fazla maruz kalıp zehirlenmeyelim.

Minik latifem bir yana; sanat eserinin uyandırdığı duyguların bedende biraz fazlaca etki gösterip kişiyi ayıltması, bayıltması, terletmesi, ağlatması vb. olaylara bir isim konmuş: “Stendhal Sendromu”.

Peki bu gizemli sanat reaksiyonu sendromu nasıl ortaya çıkmış? Gerçekten insanlar kendinden geçebiliyor mu? Gelin bir bakalım!

Bir diğer adıyla “Florence sendromu” psikosomatik bir bozuklukmuş. Yani zihinsel kaynaklı bir beden rahatsızlığıymış. Bu rahatsızlıklar hızlı kalp atışı, baş dönmesi, bayılma, bilinç kaybı ve hatta halüsinasyon şeklinde karşımıza çıkabilirmiş. Hatta antidepresanla tedavi gerektirecek kadar ciddi vakalar görülebiliyormuş.

Sendrom, Floransa’daki turistler ve ziyaretçiler arasında 100’den fazla benzer vakayı gözlemleyen ve tanımlayan İtalyan psikiyatrist Graziella Magherini tarafından tanımlanmış. Stendhal sendromu adını, “Napoli ve Floransa: Milano’dan Reggio’ya Bir Yolculuk” adlı kitabında, 1817’de Floransa’ya yaptığı ziyaret sırasında bu tip bir sendromla ilgili deneyimini anlatan 19. yüzyıl Fransız yazarı Stendhal’dan almış. Yani adı konmadan önce de bu rahatsızlığı deneyimleyenler oluyormuş.

Yazar Stendhal, yazısında bu anları şöyle ifade etmiş:

Floransa’da bulunma ve anıtmezarlarını gördüğüm o büyük insanlarla yakın olma fikri beni kendimden geçercesine heyecanlandırıyor. Bu görkemli güzelliğin içine çekiliyordum… Öyle bir ilahi noktaya yükseldim… Her şey ruhuma capcanlı konuşuyordu. Unutmam mümkün değil. Berlin’deki ‘sinir’ denilen şey yerine kalp çarpıntıları hissediyordum. Hayatım bedenimden çekiliyordu. Düşme korkusuyla yürüyordum.”

Yazarımızın başına gelen durumdan bu sendroma neden Florence sendromu denildiğini de tahmin edebiliriz: 360 derece üstün güzellikteki sanat eserleriyle dolu Floransa’daki turistlerin başına bu rahatsızlık sık sık geliyormuş.

Bu bilgi üstüne düşündüm de bir tablo ya da mimari eser karşısında yaşamasam da bazı müziklerin kalp atışımı hızlandırışı ya da yüksekten düşme hissi yaratması da belki bu sendromun hafif semptomlarından biridir. Bir düşünün bakalım, belki siz de bir konserde ya da başka bir sanat eseri karşısında zehirlenme yaşadınız ama farkında bile değilsiniz.

Bonus bilgi: Konu ilginizi çektiyse, Stendhal sendromu yaşayan bir seri katilin konu edildiği İtalyan yapımı “The Stendhal Syndrome” filmini izleyebilirsiniz.

 

Kaynak: Dailyartmagazine

Yazı: Aslınur Doğan