Sanat Yatırımı

SANAT YATIRIMI

Sanat Yatırımı

Selamlar gençler ve genç kalanlar! Bu hafta duygusallıktan sıyrılıp sanatı farklı bir perspektiften ele almak istedim. Hatırlarsanız “Salvator Mundi” tablosunun inanılmaz satış fiyatı hakkında bir yazım vardı (okumadıysanız buyurunuz link: https://ilerigeridergi.com/guzel-sanatlar/dunyanin-en-pahali-tablosu-giybeti-salvator-mundi/ ). O zamanlar tutarı öğrendiğimde “Vay be ne paralar dönüyor!” diye düşünmüştüm.  Daha neler dönüyor bilmek ister misiniz? Mesela artprice.com’un yayınladığı yıllık müzakere raporlarına bir göz atalım.

Sanat Yatırımı
2019 yılındaki en yüksek satış tutarına sahip eserlerin ilk 10 tanesi

Görüldüğü üzere sanat piyasası almış başını gidiyor. Tabii bu meseleler bizler için oldukça uzak. Zira bizler hala alım gücüdür, asgari ücrettir bunları düşünmek zorunda kalıyoruz ama dünyada böyle şeyler de oluyor.

Tüm bunların arkasında yatan şey nedir derseniz aslında iki türlü açıklaması var. İlki sanat eserinin alıcı için duygusal tatmin yaratması ve sosyal statü unsuru olması (koleksiyonerler mesela), ikincisi ise gerçekten bir yatırım portföyü amacıyla alınması. Aslına bakarsanız Deloitte’in her yıl yayınladığı “Art & Finance” isimli rapora göre alıcıların birçoğunun öncelikli motivasyonu yatırım aracı olmasıymış.

Bu iki davranış türü bizim modern dünyamıza ait sanmayınız lütfen. Çünkü sanat yatırımı tahmin ettiğimizden çok daha eski: taaaa 17. yüzyıldan bahsediyoruz. Aslına bakarsanız sanatçıların geçim kaygısı dolayısıyla burjuvaya özel eser yapması bizler için yeni bir bilgi değil ama bunun burjuva açısından hiç yatırım aracı olabileceğini düşünmezdim açıkçası (fakirin hayal gücü bu kadar oluyor demek ki L). 17.yy yatırımcıları ciddi ciddi portföyünün yaklaşık üçte birini sanat eserine ayırabiliyormuş. Buna ekleyebileceğim bir diğer ilginç bilgi ise 1904 yılında ilk sanat yatırım fonu “The Peau de L’Ours Sanat Kulübü”. Sanat fonu yönetimi yapan bu kulüp, eserleri satın alıp belirli bir ücret karşılığında satmak suretiyle yatırımcılarının fonlarını değerlendirme işini yapıyormuş. Aslında bu bizim şimdilerde çok aşina olduğumuz bir olay. İlginç kılan yönü bunun ilk defa sanat eserleri çerçevesinde yürütülmüş olması. 19 ve 20. yy itibariyle müzayedeler, galeriler ve fuarlar da işin içine girmeye başlayınca ortalık cıvıl cıvıl sanat piyasasıyla doluvermiş. Piyasadaki çarpıcı değişime örnek olarak 1948’te Van Gogh’un “Irisis” eseri 84.000 $ a satılmışken; 1987’de 53.9 milyon dolara tekrar satılmış (yıllık %12,4 reel getiri).

Peki bu alım satımlarda sanat eserinin değeri neye göre belirlenir? Dikkate almamız gereken değişkenler: eser tekildir; eşi benzeri yoktur ve bu yüzden talebi yüksektir, materyal değerinin ötesinde yüklenen manevi bir değer vardır, alım sürecini kapsayan vergiler ve sigorta masrafları oldukça yüksektir, likiditesi yani nakde dönüştürülme hızı düşüktür, getirisi son derece belirsizdir ve bunların dışında bir de sanatçı, yıl ve eser sayısı gibi unsurlar da vardır.

Biraz da Türkiye’deki durum nasılmış ona bakalım. Ülkemizde sanat yatırımı meselesi 2004 yılında Osman Hamdi Bey’in Kaplumbağa Terbiyecisi isimli tablosunun 5 trilyon liraya satılmasıyla gündeme gelmiş (zamanında SBS’ de bu tabloyla ilgili soru çıkmıştı. Lanet olsun hala neden hatırlıyorum L). Daha sonraki süreçte Sabancı Müzesi, İstanbul Modern, Santral İstanbul, Pera Müzesi ve Arter Çağdaş Sanat Müzesi gibi özel müzeler açılmış ve Türkiye’nin ilk çağdaş sanat fuarı Contemporary İstanbul gerçekleşmiş. (Bu arada bu seneki Contemporary İstanbul 6 Ocak’a kadar çevrimiçi şekilde gezilebilir; çağdaş severler incelemiştir zaten. Aa o neymiş bir bakayım diyenlere son çağrı)

Yaaaa efendim, birçoğumuza fazlasıyla uzak böyle şeyler de oluyor hayatta. Ben bu meseleyi çok sevdim, ortamlarda acayip hava atılır bununla derseniz Deloitte 2020 “Art & Finance”in eli kulağındadır bekleyiniz. Bu raporda her açıdan inceleme ve istatistikleri bulabilirsiniz. Tüm ömrünü ev, araba, arsa vb. şeyleri almak için geçiren ortalama Türk insanına ilham olması dileğiyle…

 

Kaynak: “Finansal Bir Yatırım Aracı Olarak Sanat ve Türk Sanat Piyasası”, Elif Ülker Demirel, Researchgate

Yazı: Aslınur Doğan