Da Vinci’nin Saçının Teli, DNA’sı (?) ve Gıybeti

DA VINCI’NİN SAÇININ TELİ, DNA’SI (?) VE GIYBETİ

Selamlar ev kuşları! Pandemi mapushanesinde ben bu satırları yazarken siz ne yapıyorsunuz acaba? Son zamanlarda yabancı sanat basınını meşgul eden kıymetli bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bundan bize ne dediğinizi duyar gibiyim. Sakın konuşmayın… Neden biliyor musunuz? Çünkü inanırım.

Tamam mapus havasından sıyrılıp fular ve ropdöşambır kombinimizi giyindiysek başlayabiliriz.

Salvator Mundi tablosu hakkındaki yazıyı okuduysanız (hala okumadıysanız tıklayınız) sanat camiasının da Vinci’nin eserleri hakkındaki bitmeyen incelemesinden ve merakından biraz da olsa haberdarsınız demektir.

Efendim tarihçiler, mikrobiyologlar ve sanat uzmanları bir araya gelip çizimleri incelemeye kalkışmış. İnceleme ekibindekiler çalışmalarını 500 yılı aşkın yaştaki eserler üstünde oldukça titiz bir şekilde gerçekleştirilmek zorunda olduklarından sürecin sıradan bir incelemeden daha karmaşık olduğunu belirtmişler. Mesela Autoritratto kağıt üzerine kırmızı tebeşirle boyanmış olduğundan inceleme için son derece zor bir yapıdaymış. Ama neyse ki sofistike teknolojilerin kullanılması bakteri, insan DNA’sı ve mantar buluntularının tanımlanmasını mümkün kılmış.

Autoritratto
Autoritratto incelemesi

Çıkan sonuçlara göre eserlerin üstünde bulunan parçaların bazılarının Rönesans döneminden beri var olduğu belirlenmiş. Hal böyle olunca da insanın aklına direkt olarak “acaba da Vinci’nin mi bu DNA?” sorusu geliyor. Ama tabii bunlar restorasyon çalışmalarında bulunan görevlilere de ait olabilir.

Yakın zamanda yapılan bu çalışmanın haricinde geçen sene iki İtalyan bilim insanı da Vinci’ye ait olduğunu iddia ettikleri bir tutam saç parçasının DNA incelemesinin da Vinci Miras Vakfı tarafından yapılmasını talep etmişler. Ancak Fransız Devrimi sırasında mezarı tahrip olan Leo’ muzun DNA kıyaslamasını yapabilmek istenildiği kadar kolay değil. Sanatçının kemiklerine ulaşamıyorsak o zaman akrabalarından inceleyelim dediğinizi duyar gibiyim. Ama uzun süre boyunca güvenilir şekilde takip edilebilen yalnızca iki DNA türü varmış. Anneden ve babadan gelen … İşte tam burada ortalık daha da karışıyor çünkü da Vinci babasının gayrimeşru çocuğuymuş ve annesi bilinmiyormuş (bu arada da Vinci hiç evlenmediği ve çocuk sahibi olmadığı için bu seçenek zaten incelenememiş). Dolayısıyla soy incelemelerinde sadece Y kromozomu üstünden yol alabilmişler.

Da Vinci’nin “Beni artık bi’ salın” portresi

Belirsiz soyağacını da mercek altına almak isteyenler de elbette ki çıkmış. 2016 yılında da Vinci’nin yaşayan 35 akrabasını tespit etmişler. Bu araştırmada DNA kanıtlarından ziyade kâğıt-iz araştırması kullanılmış ve de DNA perspektifinden bakıldığında bu kişilerin araştırmacılara bir faydası yokmuş (boşa gitti o kadar emek tüh).

Eee bu DNA incelemesi neticesinde elimize ne geçecek derseniz aslında o da biraz belirsiz. Oxford Üniversitesi sanat tarihi profesörü ve Leonardo’nun yaşamı konusunda uzman olan Martin Kemp, gerçek Leonardo DNA’sının sanatçının annesi hakkındaki belirsiz hikayeler arasında eleme yapılabilmesini sağlayacağını söylemiş.

Leornardo da Vinci’nin hayatı ve çalışması hakkında daha fazla anlayış elde etme çılgınlığı ne zaman ivme kaybeder gerçekten merak ediyorum. Artık ortamlarda hava atabileceğiniz değişik da Vinci bilgilerinize bir yenisi daha eklendi. Bitirirken kamu spotumu da eklemek istiyorum: Siz siz olun neslinizi devam ettirin. Sonra eserlerinizin üstünde bulunan DNA’lar çocuğunuz olmadığı için böyle ortalığı karıştırır aman diyeyim.

Kaynak: 1 ,

Yazı: Aslınur Doğan